Yavruyu öldürmek

Samsun’da domuz yavrusunu linç ettiler. Bunu yaparken çok gururluydular. Bir asker edasıyla arkasından koşup taş atıyorlardı. Onların hissettiği şey kahraman bir askerin duygu durumuydu ama gerçekte göründükleri şey, çekirgeye saldıran culuk (hindi) sürüsü karmaşasıydı.
Kaynağını tain edemedikleri bir ses onlara emri vermişti: “Saldırın! Vurun! Yaşatmayın kafiri!”
Genlerinde var olan ve isteseler de yok olmayacak kahramanlıkla saldırdılar. İyi bir savaşçı, çevresinde bulduğu her şeyle silah yapabilir ilkesiyle kendilerine silah tasarladılar ve bulabildikleri taş, sopa, kürek, ayakkabı ne varsa ustaca savaştılar.
Cephanesi biten bile savaştı. Taş yoksa tekme attılar. O kadar cesurlardı ki… Tekme atacak kadar yaklaşmaya korkanlar da küfür etti. Hani savaşamasam bile safım belli olsun psikozu…
Biz bu kahraman orduyu daha önce de görüp şaşkın şaşkın bakmıştık:
“Vurmayın öldüm” diyen Ali İsmail’i, “vurmayın kör oldum” diyen Metin Göktepe’yi, “durun yakmayın içeride insanlar var” diyen Hasret Gültekin’i ve nicelerini katleden; “Çocuksa orada ne işi vardı” diye Berkin Elvan’ın ölümüne alkış tutan ordudandı bu kahramanlar.
Toplum olarak şehirliyiz. Bedenimiz doğanın hemen yanı başında olsa da ruhumuz şehirli. Medeniyetin tam ortasında ikamet ediyoruz. Aklını sorgulamanın “haşa” mümkün olmadığı akıllı telefonlar taşıyor, aklımız erdiğince de kullanıyoruz. Bilgiye ulaşmak için koşullarımız tam kıvamında. İnsan olup birazcık okuyabilseydik toplumumuzda neler neler değişirdi? Ayrıntıya girmeden bir kaç cümleyle özetleyeyim:
Katlettiğin canlıyı DOMUZ diye ötekileştirip kendimizi haklı çıkarmazdık. Ona biraz daha dikkatli bakıp “bu daha YAVRU” derdik.
Öldürürken zevk aldığın Berkin Elvan’a TERÖRİST demezdik. Ona biraz daha yakından bakıp “bu insan daha çocuk” derdik.
Gerçekten insan olabilmek dileğiyle…

İlgili Makaleler:

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*