Eğitim dendiğinde ne anlıyoruz? Ne anlamalıyız!

Eğitim bireyde istenilen davranış değişikliğini sağlama süreci olarak tanımlana bilir. Bunun yalnızca okullarda verildiğini okul bittiğinde de eğitim sürecinin bittiğini sanıyoruz, veya eğitim verilen yerde eğitimi ikinci plana bırakıyor öğretim verilmesi ile eğitimin de verildiğini sanıyoruz, öğretimi verip vermediğimiz de tartışılabilir, orası da ayrı bir mesele, öğretimi ölçüyoruz fakat verilen eğitimi tartmıyoruz. Aslında nasıl bir eğitim ve neleri vermemiz gerektiği standardımızda yok, Önceliklerimizde belirlenmiş değiliz.

Kişilikli insan yetiştirme kaygımız yok, sınavları dahi testlerden kurtarmak gibi bir uğraşımız da yok. Test mantığıyla yetişen birey okuma alışkanlığı olmayınca okuduğunu anlamıyor anlamadığı için yorumlayamıyor ya da yanlış yorumluyor. Aileler bile hak, adalet, sevgi, saygı, onlinku duruştan ziyade, çocuğunun test sınavının sonucunu, net sayısını sorgulamaktadır. Hedefi, iyi vatandaş, iyi insan, iyi meslek adamı yetiştirmek olan eğitimin neresinde olduğumuz açıkça ortadadır.

Kuru insan yetiştiriyoruz, kuru meslek adamı yetiştiriyoruz, meslekleri de kendi içinde sınıflandırıyoruz, her mesleğin saygın olduğu gerçeğini unutuyoruz, Sonuçta mesleklerini yapanların büyük bir kısmı mutsuz oluyor, buda mesleklerindeki başarılı olmasını olumsuz etkiliyor. Kişi hangi mesleğe sahip olursa olsun, verilen eğitimde mesleğinin en iyisi olması gerektiği anlayışı hakim kılınmalıdır. Çünkü bize öğretilenlerin çoğunu zaman içinde unutuyor, geriye yalnızca eğitim adına ne verilmişse o kalıyor.

Eğitim dendiğinde anlamamız gelen şey; yetişecek bireyin kendini daha rahat ifade edebilmesi, olaylara eleştirisel bakıp yorumlayabilmesi, çözüm yoları üretmesi için sosyal projelere katılımı gerekir. Bireyin diğerları ile iyi ilişkiler kurmasında, toplumsal kurallara uymasında, sorumluluk yüklenebilmesinde, diğerlarına yardım etmesinde, haklarını kullanabilmesinde sosyal becerilerin önemi büyüktür. Eğitimde sosyal etkinliklere yer verilmelidir, sosyal aktivitelere katılan öğrencilerin sorumluluk alma bilinçlerinin, iletişim ve dil becerilerinin geliştiği; öz güvenlerinin, sosyal ve toplumsal olaylara karşı duyarlılıklarının arttığı ve iyiyi kötüden, faydalıyı zararlıdan ayırarak reaksiyon göstermekten veya takdir duygularını dile getirmekten geri durmadıkları görülmektedir. Sosyal aktiviteler ile sosyal ve toplumsal bilinç kazanan öğrenciler beraber ahenk içinde çalışmayı öğrenerek iş hayatında da etkin olmaktadırlar. Sosyal aktiviteler vasıtası ile olaylara farklı açılardan bakabilme yeteneği kazanan öğrenciler, olaylar karşısında inisiyatif alabilmektedirler.

Eğitim bir amaçla başlamalı, öğretme-öğrenme aktiviteleriyle devam edip, değerlendirme ile son bulmalı ki, istenilen hedefe ulaşılabilsin. Bugün artık dünya genelinde bilgiye ulaşma problemu tartışılmıyor bilgiye daha süratli ulaşma, ulaştığı bilgiyi kullanma, uygulama şekil ve teknikleri tartışılıyor. Bilgiye ulaşmanın zor olmadığı günümüzde insan bilgiyi basitçe elde edebiliyor, Önemli olan bilgiyi yorumlama, sentez yapma, geliştirme becerisine sahip bireyler yetiştirmektir. Bu nedenle eğitimin en önemli meselesi artık hazır olan bilgiyi yorumlayacak, onu yaşantısına uygulayacak bunu yaparken de ona bir değer katabilme becerisine sahip bireyler yetiştirmek olması gereklidir

İlgili Makaleler:

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*