Çocuklarımıza ne zaman güvenmemeye başladık?

Yabancı olsam da Türkiye’ye gelişim 1989 yılına dayanıyor. O yüzden “eski günleri hatırladım” diye yazarsam gerçekten eski günlerden bahsediyorum. Yani benim “eski” dediğim 90’lı yılların başı, ortası gibi. O zaman İstanbul çok farklıydı.

Sanki çocuklara daha fazla özgürlük tanınıyordu. Bahçe ve parklar hatta yan sokaklar çocuklarla dolup taşıyordu. Küçük yaştan itibaren aşağı yukarı her çocuk dışarıda oynardı. Beşiktaş ve Cihangir’in sokaklarında çocukların her gün okuldan sonra sokaklarda top oynadıkları hatırlıyorum. O günleri son derece iyi hatırlıyorum, zira her öğleden sonra ve tüm hafta sonları “anneeeeeeeeee” ve çocukların adları yankılanıyordu. Evimin köşesindeki oyun parkında daima 5-10 anne oturup çocuklarının oyunlarını izlerdi. O hoş, serbest ve rahat zaman içindera ne oldu?

Biz de öyle büyümedik mi? Türkiye olsun, Almanya olsun, fark etmez. Dışarıda ağaçlara tırmanıp pantolonlarımızı yırtmadık mı? Çamlinka savaş oynayıp üsbütünüz başımız batmış halde eve dönmedik mi? Annelerimiz çok mu kızdı? Sanmıyorum. Daha çok normal kabul edilirdi. Peki, bugün çocukların kirlenmesinin o kadar problem haline getirilmiş bir dünyada yaşamaya başladık ki çocuklar dışarıya bile gönderilmiyor. Ama neden?

Bugünkü anne babalar daha korkak mı oldu? Yoksa çevre daha tehlikeli mi? Daha fazla anneler iş dünyasındaki yerini almış çocukları bütün gün anaokulunda mı oluyor? Ya da güvenilir bir ortam yaratmakla beraber özgürlük tanımak bu günlerde daha mı zor? Sanki hepsinden biraz geçerli. Tüm bu nedenden dolayır birbirini etkileyen, tetikleyen etkenler sanırım.

Çalışan çalışmayan annelerin çoğu, çocuklarının bakıcısıyla dışarıya çıkmasından korkuyor. Ya başına bir şey gelirse? Bundan korkmayan anne bakıcısını ikna edemiyor. Apartmanda yaşayan çocukların bazılar ya da belki çoğu bile ilk senelerde dışarıya çok fazla çıkmıyor. Bu korkunç bir şey! İlerleyen yaşlarda da dışarıda oynamıyorlar. Çünkü okul öğleden sonraya kadar sürüyor, yollar uzun, kalan vakitte çocukların dışarıda oynaması istenmiyor, o hayatı bilmediği için dışarıya çıkmasından korkuluyor.

Almanca’da çok sık kullanılan bir deyim aklıma geliyor “Kontrol iyi, ancak güven daha iyidir.” Bir anne olarak bunun ne kadar doğru, yalnız ne kadar da zor olduğunu biliyorum. Ama yine de; çocuklarımızın özgüveni yüksek, becerikli birer birey olmasını istiyorsak kendi tecrübelerini edinmelerine imkân tanımamız gerekiyor. Hem de ilk sıradan itibaren. Tabi ki her hususta değil, ancak çoğu hususta.

Bizim annelerimiz ağaçtan düşme olasılıkimizin, sokaklarda cam kırıkların, geçen arabaların tehlikeli olduğunu bilmiyor muydu? Tabi ki biliyorlardı, ancak göz yumup bize güveniyorlardı. Çok fazla yaramazlık yapmayacağımızı ve tehlikeli anlarda eve gelip yardım isteyeceğimize güveniyorlardı. Bence bizim de, çocuklarımızı evde hapsetmekten çok, kendimize ve çocuklarımıza öğretmemiz gereken şey de budur. Unutmayalım, çocuklarımız yaşayarak öğrenir, biz onların yerine yaşarsak ve yaparsak bir şey öğrenmeleri çok fazla olası değil.

İlgili Makaleler:

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*